sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2017 Cumartesi

ANNE İLE GÜVENLİ BAĞLANMA



İnsan gelişimi üzerinde sosyal faktörlerin de önemli olduğunu düşünen Erikson, kişilik gelişiminin hayat boyu devam eden 8 aşamalı bir süreçten meydana geldiğini belirtmektedir. Bu aşamaların birincisi 0-2 yaş dönemini kapsayan ‘güvene karşı güvensizlik’.

Güvene karşı güvensizlik döneminde çocuğa yeterince güven duygusu verilmez ise hayatı boyunca güvensiz bir birey olacaktır. Erikson’a göre bebek dünyaya geldiğinde ihtiyaçları zamanında, yeterince ve tutarlı bir şekilde karşılanır ise bebek güven duygusu kazanacak böylece insanlara güvenmeyi öğrenecektir. Ancak ihtiyaçları düzenli karşılanmayan bebekler bu dünyanın güvenilmez bir yer olduğuna inanacaklardır. Kendinizi bebeğin yerine koyun ve düşünün. Etraftan anlamsız sesler geliyor, hava biraz da soğuk sayılır, karın bölgenizde bir boşluk var sizi rahatsız ediyor ama ne olduğunu bilmiyorsunuz ve yapabildiğiniz tek şey ağlamak. Sonra biri geliyor sizi sıcacık sarıyor, emziriyor, yumuşak ses tonuyla her şeyin yolunda olduğunu söylüyor. Siz ne söylediğini anlamıyorsunuz ama yumuşak ses tonu sizi rahatlatıyor. Karnınızdaki boşluk da gitti. Kendinizi daha huzurlu hissetmez miydiniz?

Bowlby, annesiz babasız kalmış savaş mağduru bebeklerle çalışan bir psikiyatristtir. Çalıştığı hastanede annesi babası yanında olan bebeklerin yattığı bir bölüm daha vardır. Bowlby annesiz babasız olan bebeklerin tüm fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasına rağmen ölüm oranının daha yüksek olduğunu fark etmiştir. Çünkü bebekler hiç kucağa alınmıyor, sevip, okşanmıyordur. Bundan yola çıkarak anneleri ile bebekler arasında bir bağ olduğunu söylemiştir. Bu kuramın adı bağlanma kuramıdır. Bowlby’ye göre 3 tip bağlanma vardır. Güvenli bağlanma, çelişkili (saplantılı) bağlanma ve kaçınan bağlanma.

Biz annelerin çocukları ile arasında kurmak istedikleri bağ güvenli bağlanmadır. Fiziksel ihtiyaçlarının tutarlı, düzenli, zamanında karşılanmasının yanı sıra duygusal ihtiyaçları da aynı şekilde karşılanan çocuklar bu grupta yer alır. Burada önemli olan çocuğun isteklerine kulak vermektir. Yani çocuğunuz acıktıysa uyku saatinin geldi diye uyutmayın önce yemek yesin. Uykusu geldiyse Duygusal ihtiyaçları karşılamak için sevgiyle yaklaşın. Çocuğunuz size sarılmak istediğinde onu geri çevirmeyin ona sarılın ve kollarını ilk o ayırana kadar bekleyin. Saçlarını okşayın. Yumuşak ses tonu ile konuşun. Göz teması kurun ve onu anladığınızı ona hissettirin.
Güvenli bağlanma sağlanmış çocuklar, anneden bir süre ayrı kalma konusunda sıkıntı yaşamazlar. Sizin geri geleceğinizi, onun ihtiyaçlarını unutmayacağınızı bilirler. Sizin yokluğunuzda ortama kolayca uyum sağlayabilirler.

Gelelim biz Türk annelerine. Her ne kadar amacımız güvenli bağlanma sağlamak olsa da maalesef birçoğumuz saplantılı bağlantı sağlıyoruz. Çünkü biz annelerin en hasıyız, korumacıyız, ısrarcıyız, yardımseveriz, pimpirikliyiz. Çocuğumuz aç değilim dese bile yemesi için ısrar ederiz. Üşümese bile kat kat giydiririz. Altını sık sık kontrol ederiz aman pişik olmasın. Çocuğumuzun tek başına oyun oynamasına gönlümüz razı olmaz o çağırmasa bile yanına gideriz. Düşse kaldırırız. Anne yüreği dayanamaz çünkü. İhtiyacından fazla vermemiz veya ihtiyacı olduğunda fark etmememiz bebekte tutarsız olduğumuza dair düşünceler oluşturur. Bu durumda bizlere bağımlı olurlar, yanımızdan ayrılmak istemezler. En somut halini okulların açıldığı ilk gün gözlemleyebiliriz. Kendini yerlere atan, ağlayan, annesinin bacağına yapışan çocuklardan geçilmez ortalık. Gün sonunda tekrar anneleriyle buluşan çocuklar kaygılarının şiddetine göre tepkiler verir. Bu şiddet o kadar yükselir ki annesine vuran çocuklar bile olabilir. Saplantılı bağlantı sağlamış çocukların özgüvenleri de güvenli bağlanma sağlamış çocuklara göre oldukça düşüktür.

Üçüncü bağlanma kaçınan bağlanmadır. Günümüz koşullarında çalışan anneler oldukça artmıştır. İş hayatı ile aile hayatı arasında dengenin kurulmaması veya yoğun çalışma koşulları nedeni ile çocuğa yeterince ilgi gösterilmemesi durumunda anne ile çocuk arasında istenilen bağ kurulamamaktadır. Kaçınan bağlanma sağlamış çocuklar ‘en iyisi ben kendi başımın çaresine bakıyım’ diyerek içe dönük yaşamaktadır. Annelerinden ayrıldığında güvenli bağlanma sağlamış çocuklar gibi sorun çıkarmazlar. Ancak annelerinin yokluğunda mutsuz, dışarıya ve iletişime kapalı olurlar. Bu durumda bütün hayatları boyunca duygusal iletişim kurmaktan kaçınırlar. Ancak bu demek değildir ki bütün çalışan annelerin çocukları böyle olur. Önemli olan çocukla ne kadar zaman geçirildiğinden çok ne kadar kaliteli zaman geçirildiğidir. Çalışan anneler de gerekli özen gösterildiğinde rahatlıkla güvenli bağlanma sağlayabilirler.

ÖZGE CAN

17 Şubat 2017 Cuma

ÇOCUKLARIMIZA SEVGİYİ PAYLAŞMAYI VE YARDIM ETMEYİ ÖĞRETMEK



Merhaba,
Yıllardır sosyal yardım projelerine, gönüllü projelere, vakıf ve derneklere elimden geldiğince destek vermeye çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum. Yardım, paylaşma ve cömert olmayı hayatımın bir parçası olmaktan çıkartıp, karakterimin bir parçası haline getirmeye gayret ediyorum. Ve bu yolculukta yolumun @okuyananne Pınar Sevim hanım ve @momsofturkey Türkiye Anneler Platformu ile kesişmesinin ve  bu projeye katkıda bulunarak bu güzel insanlarla bir araya gelmemin, her zaman olduğu gibi şimdi de hayatın bana sunduğu yeni bir ödül olduğunu düşünüyorum. İlk yazımı @momsofturkey projesinden esinlenerek ‘Çocuklarımıza sevgiyi, paylaşmayı ve yardım etmeyi nasıl teşvik edebileceğimiz üzerine kızımla olan tecrübelerimiziekleyerek yazdım.

        ÇOCUKLARIMIZA SEVGİYİ PAYLAŞMAYI VE YARDIM ETMEYİ ÖĞRETMEK

Okulların açılmasıyla kızım da bu sezon yeni okul ve yeni arkadaşlara uyum sağlamaya çalıştı. Artık 2. dönemdeyiz ve bayağı bir adapte olduk. Ancak ilk günler kızımın  bir gözlemi olmuştu ve gelip bana anlatmıştı.
‘Anne serviste bir arkadaşım var. Her sabah ‘Günaydın’ diyorum, kafasını çevirip bana cevap vermiyor’
Aslında bu benim çok şaşırmadığım bir durum. Bazen aynı plazada çalıştığımız insanlarla, aynı apartmanda ki komşularımızla yaşadığımız durum değil mi?
Kızıma sordum:
- ‘Peki arkadaşın cevap vermeyince kendini nasıl hissediyorsun?’
- ‘KÖTÜ.
-‘Peki ne yapmayı planlıyorsun?’ dedim. Baktım pek bir cevap yok. Belli ki benden bir destek bekliyor.
- ‘Su’cum 2 tane seçeneğin var. Dilersen arkadaşına günaydın demeyi kesebilirsin. Dilersen de sana bir gün karşılık verene kadar günaydın demeye devam edebilirsin, karar senin’ dedim.
- ‘GÜNAYDIN demeye devam edeceğim’ dedi.
- ‘Peki nasıl istersen’ diyerek kendisi konuyu açana kadar kapadım. Yaklaşık 2 hafta sonra Su yanıma geldi ve – ‘Anne biliyor musun arkadaşım bugün bana GÜNAYDIN dedi’ diye mutluluğunu paylaştı. Bende en az Su kadar mutlu olmuştum. 

Benim için önemi büyük olan diğer bir hikayemizi daha aktarmak istiyorum. Kızım geçen yaz odasını toplarken artık oynamadığı oyuncakları torba yapmış ve bana ‘Bunları oyuncakları olmayan çocuklara vermek istiyorum’ diye geldi. O gün duyduğum gurur ve mutluluk ve gönül ferahlığını kelimelere dökmem mümkün değil.

Ama bu iki hikayeden yola çıkarak, biz ailelerin  ‘Çocuklarımızı diğerlerine yardım etmeye, paylaşmaya, sevgisini, ilgisini göstermeye nasıl yardım edebilirizi’ yazabilirim diye düşündüm.

Araştırmalar aslında çocukların paylaşmak ve başkalarına yardım etmek için köklü bir iç güdüye sahip olduklarını gösteriyor. Hatta bir ararştırma; bebeklerin başkalarından almaktan çok daha verici olduklarını göstermekte’ Öyle görünüyor ki, aslında çocukların doğasında paylaşma ve sevgilerini gösterme fazlaca var. Ancak zaman içerisinde aile tutumları ve çevresel faktörlere göre davranışlarında değişiklikler olabiliyor.

Peki biz çocuklarımıza maddi ve manevi paylaşmanın ve cömertliğin, kişisel mutluluğa olumlu etkisini nasıl anlatabilir ve onları nasıl teşvik edebiliriz? 

MODEL OLUN
Çocuklar hem sevgisini gösterme de hem de paylaşma, yardımlaşma anlamında cömertliklerini aile bireylerinin bir tanesinden model alıe. Wilhelm  of Indiana Universitesinden Mark Ottoni’nin yaptığı araştırmaya göre; ailelerin cömertlik ve paylaşma hakkında çocuklarıyla yaptıkları sohbetlerin , çocuğun paylaşım ve cömertliğine önemli katkısı olduğu nu gösteriyor.

Bana göre çocuklara ‘Cömert ol, günaydın de, eşyalarını paylaş!’ gibi tembihlerde bulunmak yerine, bunları öncelikle kendimiz yaparak çocuklarımıza örnek olmalıyız. Kızımı büyütürken ‘Günaydın demelisin, eşyalarını paylaşmalısın’ gibi sözler kullanmadım. Sadece kendim herkesi selamlamaya ve bir çok gönüllü aktivitelerde bulunmaya, paylaşmaya özen gösterdim. Bir gün bir baktım ki Su her bulunduğu ortamda insanları selamlamayı, teşekkür etmeyi hiç aksatmıyor.

ÇOCUKLARA İNSANLARIN NEDEN YARDIMA İHTİYAÇ DUYDUKLARINI AÇIKLAYIN
Bizler biliyoruz ki çocuklar yaptıkları her eylemin bir sebebi olduğunu bilmek isterler. Bu başkalarına yardım konusunda da değişmez. Evet biz yardıma muhtaç olanlara el uzatmalıyız ama neden? Gerekçelerini mutlaka çocuğumuza açıklamalıyız. Neden yardım ediyoruz? Neye yardım ediyoruz ? Neden yardıma ihtiyaçları var? gibi..

ÇOCUKLARIN YAPTIKLARI YARDIMIN ETKİSİNİ GÖRMELERİNİ SAĞLAYIN
Araştırmalar maddi yada manevi yapılan cömertliğin olumlu geri dönüşünü görebildiğimiz takdire, yeni bir deneyim için motive olduğumuzu gösteriyor.

Kızımla yine ayırdığı oyuncak ve kitaplarını vermek üzerr semtimizde saatlerce Suriyeli aile aradığımız gün aklıma geldi. Sonunda çocuklarıyla bir köşede oturan bir anne bulmuştuk. Su, koşarak 4-5 yaş civarında ki çocuğa hediye paketi yaptığı oyuncak ve kitapları vermişti. İki çocuğun birbirine sevgi ve mutlulukla dolu bakışlarını keşke size tarif edebilsem...

ÇOCUKLARIMIZA SEÇİM HAKKI VERİN
Yapılan tüm araştırmalarda; insanlar başkalarına yardım konusunda zorlandıklarında yada harici bir ödülle teşvik edilmeye çalışıldığında motivasyonlarının düştüğü görülmüştür.

Netta Weinstein ve Richard Ryan’ın yaptığı araştırmalarda insanların maddi ve manevi yaptıkları yardımların tamamen gönülden ve kendi iradeleriyle karar verdikleri ve motive oldukları gözlemlenmiş. Dolayısıyla çocuklara seçenek sunmanın, istemediklerinde zorlamamanın önemi büyük,  aksi takdirde yaptıkları eylemin ev ödevi yapmaktan bir farkı kalmayacaktır.

Evde her sene bir köy okuluna yaptığım kitap kampanyalarının toplama ve kolileme kısmında kızıma ‘Bana yardım etmek ister misin?’ yada ‘Bu kitaplar senin yaşıtlarına gidiyor, kütüphanenden katkıda bulunmak ister misin?’ gibi zorlamadan, kızımın kendi kararına bıraktığım soruların cevaplarına hep olumlu dönüş aldım.Belki kızıma sormadan yada zorlayarak yardım yapmasını isteseydim Su paylaşmaktan bu kadar mutlu olan bir çocuk olmayabilirdi.

Seminerlerimde, yazılarımda, hatta her ortamda hep dile getirmeye çalıştığım bir görüşüm var ki sanırım sizlerle de sık sık paylaşıyor olacağım. 

Kullandığımız eşyalar, oturduğumuz evler ve hatta üzerimizdeki elbiseler dahil aslında hiç bir şey bizze ait değil. Doğanın kanunu oalrak çıplak geliyoruz ve çıplak gidiyoruz. Bu dünyaya bırakabileceğimiz tek bir şey var o da SEVGİ ve PAYLAŞTIKLARIMIZ.

Zaten HAYAT sevdikçe, sevgimizi gösterdikçe ve bir elimizi diğer bir ele dokundurdukça GÜZEL.

Sevgiyle.

Pınar Holt

KAYNAK:  How to Help Kids Learn to Love Giving By Jason Marsh | December 14, 2016

16 Şubat 2017 Perşembe

MOMS OF TURKEY VE HAYALLER

Bir gün okulda veli görüşmelerinin programını yapıyordum; işin içinden çıkamadım bir sıraya koymak istedi. Çünkü velilerle konuşacak o kadar şey vardı ki...

Çocuklarımızın birer ayna olduğunu düşünürsek okuldaki davranışlarının her birinin evdeki iyi veya kötü hal ve tavırlardan kaynaklandığını ve bu davranışların çözümlenmesi ve düzelmesi için önce ev ortamının; anne-baba davranışlarının gözden geçirilmesi gerektiğinin farkındaydım.
 Liste uzadıkça uzuyordu .

İçimden dedim ki bunlar sırf benim okullarımdaki çocuklar; ben daha fazla anne-babaya ulaşmalıyım ve aynı problemleri yaşayan , çözüm arayan insanlara bir ışık olmalıyım - bu ütopik hayali sevgili @okuyananne Pınar Yeşiltay Sevim ile paylaştığımda bana hak verdi ve bir çok anneye yol gösterebileceğimiz konusunda önce kendini sonra beni yüreklendirdi.

Kimlere nasıl ulaşacaktık, ne anlatacaktık, bu işin uzmanları kimlerdi ve en önemlisi biz bu uzmanlara  bu hayalimizi anlattığımızda buna bizim gibi yürekten inanacaklar mıydı?

İlk başta ekibi kurduk Sevgili Öniz İşbilen bize inandığını bizimle beraber yol alacağını ve Halkla İlişkiler anlamında destek olacağını söyledi. Evet ekip büyüyordu....
Daha sonra üç elden çalışmaya başladık .Uzmanlar,Sponsorlar, Belediyeler...

Bir baktık ki ekip Annelerin bilinçlenmesine destek olup sağlıklı çocuklar yetiştirmeyi hedefleyen onlarca yol arkadaşıyla doldu. Belediyeler (Beylikdüzü ve Karşıyaka) projemize yol açtı her an bizim yanımızda olduğunu her türlü desteği vereceklerini söylediler.
Aynı zamanda Anne gruplarından Sevgili Beylikdüzünün Anneleri  Gözde Yavuz projemize her şekilde destek olacağı sözü de almıştık.
Hayallerimiz gerçek olmuştu.

Proje onaylanmış Lansman Tarihi bile alınmıştı.

9 Şubat'ta Beylikdüzü Yakuplu Sosyal Tesislerinde yaklaşık 250 anne katılımcı, bize inanan yol arkadaşlarımız, konuşmacılarımız sponsorlarımız ile birlikte basına hayalimizi anlattık.

Sende bizimle ol.
Momsofturkey' i takip et.
Tecrübelerini bloğumuzda paylaş
Eğitimlere katıl
VE
Bilinçli Anne Mutlu Çocuk Yetiştirme yolunda bir adım at.

Sercan Aksular İnal
16.02.2017

5 Şubat 2017 Pazar

“Bilinçli Anne, Mutlu Çocuk Okulu”



“Bilinçli Anne, Mutlu Çocuk Okulu”

 

Hayata Bilinç Katan Düşler Akademisi

 

Her yönüyle iyi yetiştirilmiş bir çocuk, güvenli bir gelecektir.

Geleceğimizin emanetçisi çocuklarımızı yetiştirirken en önemli sorumluluk annelere düşmektedir. Bilinçli anneler tarafından yetiştirilmiş gerek fizyolojik gerekse psikolojik anlamda sağlıklı ve mutlu bireyler geleceğimizin teminatıdır bakış açısı ile kurduğumuz @momsofturkey ekibi olarak hedefimiz kadınları bilgilendirerek gelişimlerini desteklemek, onların motivasyonunu arttırarak geleceğe güvenle bakabilecekleri bir perspektif yaratabilmektir. Ayrıca kadın girişimciliği farkındalığı yaratarak hem ekonomik hem de toplumsal anlamda kadının maddi manevi doyuma ulaşmasına aracılık etmeyi planlamaktayız.

 

Hepimizin bildiği gibi çocuk gelişimine dair bilgi gereksinimi bebek anne rahmine düştüğü anda başlamakta ve ergen bir birey oluncaya kadar devam etmektedir. Bu nedenle biz de “Bilinçli Anne Mutlu Çocuk Okulu” projemizde hamilelik süreci itibari ile gereksinim duyulmaya başlanacak ve ergenliğe dek sürecek olan tüm çocukluk boyunca oluşacak ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir program çerçevesi oluşturduk. Hamilelikte başlayan ve doğuma kadar olan süreç için “doğum öncesi dönem” eğitimleri, anne için en çok kaygı yaratan doğum süreci için “doğum eğitimleri” ve 0-6 yaş dönemleri için “okul öncesi dönem eğitimleri” ve okul çağı eğitimleri olarak kategorize ettiğimiz dönemlere ilişkin alanında uzman ve sertifikalı uzmanların ve deneyimli blogerların konuşmacı olarak katılacağı okulumuzu kurduk.

 

“Bilinçli Anne Mutlu Çocuk Okulu” projemiz 9 Şubat 2017 tarihinde İstanbul Beylikdüzü Belediyesi işbirliği ile Beylikdüzü Yakuplu Tesislerinde vereceğimiz kahvaltılı tanıtım lansmanı ile start alacak ve 6 ayrı eğitim dizisi olarak Beylikdüzü Belediyesi’nde gerçekleşecektir. Titizlikle ve özenle hazırladığımız eğitim takvimimizde psikologlar, pedagoglar, çocuk gelişimi uzmanları, hemşireler, doğum koçları, deneyimli anne blogerlar ve girişimci anneler konuşmacı olarak katılım sağlayacak ve bilgilerini aktaracak olup tüm eğitimlere düzenli katılım sağlayan katılımcılara katılım sertifikası verilecektir.

 

18 Şubat 2017 tarihinde eğitim programı başlayacak olup, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen konuşmacı ve katılımcılar, çeşitli sponsor markalar ve hediyeler ile keyifli bir sürece adım atılmış olacaktır.

 

@MomsofTurkey “Bilinçli Anne Mutlu Çocuk Okulu” projesi eş zamanlı olarak İzmir Karşıyaka Belediyesi işbirliği ile İzmir’de de başlayacak olup, pilot şehirlerden sonra gelecek dönemde Ankara ve Adana başta olmak üzere tüm Türkiye’de eğitimler devam edecektir.

 

Her geçen gün büyüyen, kapsam ve kadrosunu geliştiren proje ekibimiz aşağıdaki gibidir:

a.       Sercan İNAL(hayalekin)

b.       Pınar YEŞİLTAY SEVİM(okuyananne)

c.       Öniz ARLAT İŞBİLEN

d.       Esra ERTUĞRUL(bebeimgeliyor)

e.        İnci TİMUREMRE(mavibebegim)

f.        Canan ÇAM

g.       Sinem DEMİREL BALCI (psikologanneizmir)

h.       Selen BARANOĞLU (basitvemutluyasam)

i.        Pınar KAYA DÖŞLÜ (amazon_anneler)

j.        Alev ŞENOL

k.       Betül BAĞÇECİ

m.      Damla KIRALİ(bahcesehiranneleri)

n.       Pınar MALLI(gebbepınar)

o.       Sinem GERGER AKINAL (bebekveuyku)

p.       Deniz KARADENİZ

q.       Nihan TÜZEN

 

MomsOfTurkey ekibi adına

Pınar Yeşiltay Sevim