Bilinçli Anne Mutlu Çocuk Okulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilinçli Anne Mutlu Çocuk Okulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2017 Cumartesi

Çocuğum hala parmak emiyor diyorsanız?


PROBLEM: PARMAK EMME.
TANIM: Bebeklerde herhangi patolojik bir etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen normal bir davranıştır. Nedeni, bebeğin anne karnında emmeyi öğrenmesi ve sahip olduğu en güçlü reflekslerden biri olmasıdır. Bebekler parmak emmeyi zamanla genişleterek, oyuncak bebekleri, battaniye uçlarını ya da çeşitli eşyaları emmeye başlarlar. 3-4 yaşlarından sonra devam eden parmak emme davranışı takıntılı davranışlar kapsamına girmekte ve uygun yaklaşım ve tedavi gerektiren bir sorun olarak değerlendirilmektedir.
BELİRTİLERİ:
ü  Parmak emmenin başladığı ilk aylar yani yaşamın ilk yılında bebek her şeyi ağzına alır. Çevreyi keşfe çıkmış olan bir bebeğin en doğal davranışı emme davranışıdır.
Diş çıkarma döneminde diş etlerinin verdiği rahatsızlık duygusu ile parmak emme davranışı sıklaşabilir. Bu dönem bittikten sonra parmak emme davranışı yerini yeni davranışlara bırakır.
ü  3-4 yaşından sonra da devam eden ve sıklaşan parmak emme çocuğun parmağının zamanla aşınmasına hassaslaşmasına ve renginin koyulaşmasına neden olur.
ü  Emme dürtüsü uykuya dalarken, acıkınca, yalnız kalınca ve duygusal yoksunluk durumlarında kendini daha güçlü hissettirir.
ü  Uykuya dalmadan önce emmeye başlar ve uykuda da devam eder.
ü  Sadece emilen parmakta değil diş ve damak yapısında da bozulmalar oluşabilir.
ü  Çeşitli ruhsal sorunlar nedeniyle psikiyatri kliniğine getirilen çocuklar ile herhangi bir problem tanımlanmayan çocuklar arasında parmak emme açısından fark bulunmamıştır.
NEDENLER:
ü  Yatma zamanı çocuklar için oldukça streslidir. Bu yüzden parmak emme gibi yatma zamanı alışkanlıkları 2-6 yaş arası çocuklarda oldukça sık görülür.
ü  Çocuğun rahatlık ve güvenlik ihtiyacı sonucu olarak ortaya çıkabilir. Bebeklik döneminde memeden erken kesilme, biberon, yalancı meme kullanmama sonucu emme güdüsünün yeterince tatmin olamamasıyla oluşabilir.
ü  5-6 yaşına geldiği halde parmak emmeye devam eden çocukların genellikle bebeklik çağlarından itibaren parmak emen çocuklar olduğu bulunmuş ve bu çocukların farkında olmadan bu harekete yöneldikleri gözlenmiştir. Parmak emme davranışı çoğunlukla 11-12 yaşlarında kendiliğinden ortadan kalktığından anne babaların çok fazla endişelenmesine gerek yoktur. Ama bunu çok sık yapan çocuklarda damak anormallikleri ya da emilen parmakta biçim bozuklukları oluştuğu için müdahale gerekebilmektedir.
ü  Sürekli parmak emme davranışı psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir. Bazı çocuklar zorlukla karşılaştıkları durumlarda utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmak emmektedirler.
ü  Alt ıslatmada olduğu gibi parmak emme davranışı da anne babanın ayrılması, sevilen birinin hastalanması ya da ölümü, ani bir korku gibi travmalar çocukta eski dönemlere gerileme ile parmak emmenin yeniden başlamasına neden olabilir. Bebeklikten sonra da devam eden ya da ileri yaşlarda tekrar başlayan parmak emme davranışı çocukların kendini güven ve rahatlık içinde hissetmesi ihtiyacından kaynaklanabilmektedir.
ü  Belirsiz bir durumda sıkıldıklarında ya da yorgun olduklarında çocukların kendilerini yatıştırmak için parmak emdikleri gözlenmektedir.
ü  Kendilerini zorlayan bir durumla karşılaştıklarında utanma, sıkılma belirtisi olarak ortaya çıkabilir.
ü  Kıskançlık korku, kaygı ve yalnızlık gibi duygusal sorunlar parmak emmeye yol açabilir. Yeni bir kardeşin olmasıyla parmak emme gibi bebeksi hareketlerle gerileme ve kaybedilen ilgiyi yeniden kazanma isteği ya da ailedeki huzursuzluk, geçimsizlik sonucu çocuğa yetersiz ilgi gösterilmesi davranışı başlatabilir.
ü  Çok fazla koruyucu kollayıcı ve çocuğa yaşından küçükmüş gibi muamelede bulunan anne babaların çocuklarında da bu türlü bir durum görülebilir.

ü  Bazı durumlarda evde canı sıkılan, yapacak ve ilgilenecek bir hobisi olmayan, genelde yalnız başına kalmak zorunda olan çocuklarda uyarı eksikliğine bağlı bu tür problemler artabilir veya yerleşebilir.
KULLANILACAK TEKNİK VE YÖNTEMLER:

Alışkanlığı Tersine Çevirme Adımları:
Bu yöntemde takıntılı bir alışkanlığı (tırnak yeme, parmak emme, vb.) kırmak için adımlar kullanılır. Oldukça basit olmasına rağmen, uygulanabilmesi için çocuğun en az 6-7 yaşında olması gerekir. Uygulamayı nasıl gerçekleştireceğinize çocukla birlikte karar vermeli, çocuğunuzun bunu yapmaya istekli olduğundan emin olmalısınız.

1-    Rahatsızlıkların gözden geçirilmesi: Çocuğunuzla birlikte bu alışkanlığın yol açtığı güçlükleri sıralayın niçin bundan kurtulmak istiyor? Hangi durumlarda onun için probleme neden oluyor?
2-   Farkındalık eğitimi-ortaya çıktığı durumları saptama: Alışkanlığın ne zaman ve hangi durumlarda meydana geldiğini fark etmek, onu kontrol etmede ilk adımdır. İki tane çizelge hazırlayın. Birine siz, diğerine çocuğunuz ne zaman ve nerede takıntılı hareketi tekrarladığını işaretleyin. Bir hafta sonra çizelgelerinizi karşılaştırın.
3-   Alternatif tepki: Bu yöntemde anahtar adım budur. Alışkanlığı durdurmak için çocuğunuzla birlikte bu hareketi her tekrarladığında yapacağı bir şey üzerinde anlaşın. Bu öyle bir davranış olmalı ki dakikalarca yapıldığı halde başkalarına garip gelmesin, çocuğunuzun normal etkinliğini engellemesin ve takıntılı hareketin farkına varmasını sağlasın.


28 Şubat 2017 Salı

BENİ DUYUYOR MUSUN?

Merhabalar,
İlk yazıma öneri  bir kitapla başlamak istedim. Amacım yaşamımızın her alanında sıkça kullandığımız ve aslında bizlerin ilişkilerinin temelini oluşturan; iletişim. İletişim dediğimizde en az iki kişinin karşılıklı olarak birbirlerine bilgi alışverişinde bulunmasıdır. İletişimde sadece sözler kullanılmaz, bunun yanında jestlerimiz, mimiklerimiz, duygularımızı yansıttığım beden hareketlerimizde bu sürece dahil olur. Ebeveyn olarak sık sık üzerine okumalar yaptığımı, daha iyi olması için çaba harcadığımız ve zaman zaman tıkanmalar yaşadığımız iletişim alanında bizlere nefes aldıracak bir kitap önermek istiyorum.

Çocuk ile iletişim alanında yazılmış pek çok kitabın referans noktası olan Leyla NAVARO’nun “Gerçekten beni duyuyor musun?” kitabı.

Kitapta birbirini takip eden 9 bölüm bulunmaktadır. Bunlardan dikkatimi çeken bir iki başlığı sizlerle paylaşmak istiyorum; çocuğu olduğu gibi kabul etmek, çocuğu katılımlı dinlemek, annelik iyi yemek yedirmek midir?.

Kitabın ilk bölümü özellikle okumaya değer diye düşünüyorum. Sevgili 
annelerimizin çevrelerinden aldıkları haksız eleştiriler karşısında yaşadıkları kaygılı dindirmek için gelin Leyla NAVARO’ya kulak verelim. “Bütün iyi niyetlerime rağmen her şey istediğim gibi olmuyor… Öyle özeniyorum ki şu sabırlı annelere, hiç kızmayan, sinirlenmeyen, hoşgörülü, her zaman güler yüzlü olan annelere… Ama ben yapamıyorum, neden? Çünkü bende bir insanım…”
Kitap düz yazı olarak yazılmanın dışında çokta alışık olmadığımız bir yöntem ile kaleme alınmış. Kitabın içerisinde karikatürize edilmiş örnekler yer almakta. Bu örneklere baktığımızda neredeyse tümü günlük hayatta bizlerinde yaşadığı zorlukları içermektedir. Ardından bölümlerin içerisinde yer alan alıştırmalar kısımlarında bizler kendi yaşamımızdan örnekler ile konuları pekiştirebiliriz.


Tüm iletişim yollarınızın açık olması temennisi ile keyifli okumalar dilerim.

25 Şubat 2017 Cumartesi

ÇOCUKLARDA DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU SORUNLARI

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu: Aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve istekleri erteleyememe belirtileriyle ortaya çıkan bir psikiyatrik bozukluktur. Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar, aşırı hareketlidir, dikkatleri çabuk dağılır, engellenmeye ve beklemeye tahammülleri yoktur. Sabırsızdırlar, kolay uyarılabilirler, çabuk kızar, hareketlenir ve kolay incinirler.
Çocuğun yaşamının  her anını  etkileyen  nörobiyolojik bir bozukluktur. Çocukların %5’nde görülür. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha fazla görülmektedir.
 NEDENLERİ
-Son 15-20 yılda yapılan araştırmalar dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin organik kökenli olduğu görüşünün hakim kılmıştır.
 -Bozukluğun genetik geçişi üzerine durulmuş ve bu çocukların 1.dereceden akrabalarında oran daha yüksek bulunmuştur.
-Kaotik aile yapısında yetişen ve ağır ihmal ve tacize ihmal kalan çocuklarda belirtiler gözlenebilmektedir.
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNUN TİPLERİ
Hiperaktivitenin üç tipi vardır:
1-Dikkat eksikliğinin ( Dikkatsizliğin) Önde Geldiği Tip
2-Hiperaktivite-İmpulsivitenin ( dürtüsellik) Önde Geldiği Tip
3-Dikkat eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu, Birleşik Tip(Her ikisinin bir arada görüldüğü tip)

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Görülme Sıklığı
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çocuklarda en sık görülen davranış problemidir. Değişik araştırmalarda farklı oranlar verilmekle birlikte genelde rakamlar bir­birine yakındır. Genel popülasyonda erkeklerde daha sık görülmekle birlikte okul öncesi çocuklarda %5-10 ara­sında değişen oranlar bildirilmektedir. Ülkemizde yapı­lan bir araştırmaya göre okul çağı çocuklarında %5 ora­nında tespit edilmiştir. Bu kadar sık görülen bir durumun tanınması ve bu çocuklara gereken psikiyatrik yardımın verilmesi çok önemli olmaktadır. Diğer türlü bu çocuklar tanınmamakla birlikte tecrübesiz kişiler tarafından yan­lış tanılar konularak oyalanmaktadır. Özellikle “çocuktur düzelir” “erkek çocuk aşırı hareketli olur” “babası da bu şekildeydi” türü yaklaşımlar bu çocukların aylar ve yıllar­ca bu belirtilerle sıkıntılar çekmesine ve zamanında te­davi müdahalesinin yapılamamasına neden olmaktadır.

Hiperaktivite Belirtileri Gösterir
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite konusunda kesin olarak tek bir neden yoktur. Genel olarak birçok nedenden bah­sedilmekle birlikte birçok araştırma bulgularına dayanı­larak bazı nedenler iyice netlik kazanmaya başlamıştır. Bu nedenler arasında en önemlilerinden biri genetik ge­çiştir. Yani anne babasının herhangi birinde dikkat eksik­liği ve hiperaktivite durumu olan bir çocukta bu durum diğer yaşıtlarına göre daha sık olarak görülür. Birinci ve ikinci derece akrabalarında hiperaktivite olan kişilerde sıklık yine fazladır. Tek yumurta veya çift yumurta ikizle­rinden birinde hiperaktivite varsa diğerinde de görülme sıklığı artmıştır.
Beyindeki nöronal gelişimin farklı olması, bazı nöro transmitterlerin yeterli miktarda olmaması ve beyin yarım küreleri arasındaki lateralizasyon sorunu olarak da bazı sebep olarak görülmüştür.
Hamilelik veya doğum sırasında çocuğun maruz kaldığı hipoksi, travma, doğum komplikasyonları, hamilelikte al­kol ve sigara kullanımı, erken bebeklikteki bazı hastalık­lar ile beynin hasar görmesi de suçlanan nedenlerdendir.
Yiyeceklerdeki katkı maddeleri, suni tatlandırıcılar ve ko­ruyucu kimyasal maddeler de bir zamanlar suçlanmış, hatta tedavi amaçlı çocuklara diyet tedavisi uygulanmıştır.
Bu gün yurt dışında bazı merkezlerde halen diyet tedavisi uygulanmaktadır. Diyet kısıtlaması yapılan hiperaktif ço­cukların bundan fayda sağladığına dair bir kesin bir bulgu yoktur.
Hava, su ve ev eşyalarında mevcut bulunan kimyasal maddelerin, petrol ürünlerinin ve zehirli gazların da be­yinde “nörotoksik” etki yaparak hiperaktivite nedeni ol­duğu öne sürülmüştür.
Hamilelikte sigara içilmesi, çocukların yanında sigara içilmesi ve sigara dumanı içindeki zehirli gazların “nöro­toksik” tesirle beyne zarar vermesi bilinen bir gerçektir. Sigara kullanan aile üyelerinin çocukların yanında sigara içmemeleri özellikle önerilir. Sigaradan alındığı düşünü­len keyfin çocukların öğrenme ve dikkat sorunlarına yol açtığı unutulmamalıdır.
Bebeklik veya erken çocukluktaki kötü bakım ve ihmal durumları da hiperaktif çocukların geçmişlerinde diğer çocuklara göre daha sık görülmüştür.
Son zamanlarda yapılan görüntüleme tetkikleri ve bazı araştırmalar sonucunda gözler beynin frontal lobuna (ön lob] çevrilmiştir. Frontal lobun fonksiyonlarından, davra­nışların kontrolü, yargılama, çalışma hafızası, öğrenme süreçleri ve sosyalizasyon üzerinde etkileri belirgin olduğundan bu bölgedeki bazı gelişimsel sorunların dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunlarına yol açtığı öne sürül­mektedir.
Bazı anne babalar çocuklarındaki durumdan dolayı kendi­lerini suçlama eğilimine girmektedir. Bu son derece yan­lış bir tutumdur. Her anne babanın pedagojik açıdan bazı hataları olabilir. Pedagojik hataların doğrudan çocuklar­da hiperaktif belirtilere yol açtığı düşünülmemelidir. Bu türlü bakış açısına sahip hemen her problemde anne ba­bayı suçlama eğilimine giden uzman kişiler bile olabilir. Şurası bilinmelidir ki hiçbir anne baba çocuğunun zararı­nı ve kötülüğünü istemez. Yanlışlıkla yapılagelen bazı ha­talar var ise bunlar uygun yönlendirme ve bilgilenme ile düzelir. Ancak bazı pedagojik yönlendirmelerin hiperaktif çocukların aile ve okul ortamındaki sorunlarını çözmele­rine yardımcı olduğu düşünülmektedir. Davranış terapi­lerinin, davranış yönlendirme tekniklerinin bu konudaki yararı çoktur. Ancak hiperaktivite nedeninin tek başına anne baba hatalarına bağlamamak gerekir. Dört dörtlük sevgi alan ve yetiştirilme ortamına sahip çocuklarda da bu türlü sorunlar olabilmektedir. Ailede bir sorun varsa tespit edilerek düzeltilmesine yardımcı olunmalıdır.
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU İÇİN RİSK ETKENLERİ
•      Annenin gebelik öncesi ya da gebelik sırasında: Tıbbi durumu, duygusal zorluğu, doğum komplikasyonları, sigara-alkol-madde kullanımı
•      Çocuğun öyküsü: Orta derecede kafa travması (belirgin ilişki), anne sütü alma süresinin az olması,  gelişme de gecikme, öfke nöbetleri, enürezis(idrar kaçırma), tikler, düşük doğum ağırlığı

DSM-IV-TR’E GÖRE Dikkat eksikliği/ Hiperaktivite Bozukluğu
Aşağıdakilerden (1)  ya da ( 2)vardır:
(1  )AŞAĞIDAKİ DİKKATSİZLİK SEMPTOMLARINDAN  ALTISI (ya da daha fazlası) EN AZ 6 AY SÜREYLE, UYUMSUZLUK DOĞURUCU VE GELİŞİM DÜZEİNE GÖRE AYKIRI BİR DERECEDE SÜRMÜŞTÜR:
DİKKATSİZLİK
(a)    Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar.
(b)   Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.
(c)    Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi gözükür.
(d)   Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz.
(e)   Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.
(f)     Çoğu zaman sürekli mental çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.
(g)    Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder.
(h)   Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.
(i)      Günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır.
(2)  AŞAĞIDAKİ HİPERAKTİVİTE-İMPULSİVİTE SEMPTOMLARINDAN ALTISI (YA DA DAHA FAZLASI) EN AZ 6 AY SÜREYLE UYUMSUZLUK DOĞURUCU VE GELİŞİM DÜZEYİNE GÖRE AYKIRI BİR DERECEDE SÜRMÜŞTÜR:
HİPERAKTİVİTE
(a)    Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ve ya oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
(b)   Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.
(c)    Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da sağa sola tırmanır.
(d)   Çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.
(e)   Çoğu zaman hareket halindedir  ya da sanki bir motor takılıymış gibi davranır.
(f)     Çoğu zaman çok konuşur.
İMPULSİVİTE(DÜRTÜSELLİK)
(g)    Çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır.
(h)   Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.
(i)      Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.
DSM-IV-TR’E  GÖRE DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE TİPLERİ
Hiperaktivitenin üç tipi vardır:
1-Dikkat eksikliğinin ( Dikkatsizliğin) Önde Geldiği Tip: Son 6 ay boyunca  A1 tanı ölçütü karşılanır, ancak A2 Tanı ölçütü karşılanmaz.
2-Hiperaktivite-İmpulsivitenin ( dürtüsellik) Önde Geldiği Tip: Son 6 ay boyunca A2 tanı ölçütü karşılanır, ancak A1 tanı ölçütü karşılanmaz.
3-Dikkat eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu, Birleşik Tip(Her ikisinin bir arada görüldüğü tip): Son 6 ay Boyunca hem A1, hem A2 tanı ölçütü karşılanır.

Çocuğum Çok Hareketli Ne Yapmalıyım?

Hareketli çocuğu olan anne babaların olaya gayet sakin yaklaşarak, bu hareketliliği ve çocuğun psikososyal gelişimini iyi yönlendirmeleri gerekir.
 Aşırı hareketliliği yüzünden çok eleştirilen, sürekli ikaz edilen, ceza verilen dur sus yapma gibi komutlar alan ve sosyal ortamlardan dışlanan çocuklarda başta özgüven eksikliği olma üzere duygusal sorunlar da oluşabilir. 
Bu çocukları sportif faaliyetlere yönlendirmek ve onları olumlu ve faydalı uğraşlarla meşgul etmek, enerjilerini bazı hobilere kanalize etmek , dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu varsa tedavisini sağlamak, okul öncesi dönemden itibaren dikkat seviyesini arttıracak bazı eğitsel çalışmalar yapmak fayda sağlayabilir. 
Ana babaların bu çocuklara yönelik yapabilecekleri bazı davranışlar şu şekilde özetlenebilir:
- Dinleyin, sabırlı olun, tahammül seviyenizi arttırın.
- Tepkileriniz ona karşı aşırı olmasın, incittiğinizin farkına varmayabilirsiniz.
- Dikkatini bir konuda odaklayıp o konuda devam etmesine yardımcı olun. 
- Dur düşün konuş, dur düşün harekete geç sistemini uygulayın.
- Sonuçlarından öğrenmesini ve sonuçlardan yararlanmasını sağlayın, sonuçları konuşun.
- Yaşa uygun spor faaliyetlerine yönlendirin, enerjisini dışarı atmaya çalışın.
- Ek öğrenme güçlüğü olup olmadığına dikkat edin, öğrenmeye karşı isteksizlik olup olmadığına dikkat edin.
- Uygun okul öncesi eğitim ve yönlendirme için yönlendirin.
- Günlük hayatı organize edin, onun için zevkli ve faydalı olacak faaliyetler programlayın.
- Ev ortamını onun kişiliğine göre dizayn edin, tehlikeli olabilecek ortamlardan koruyun.
- Arkadaşları ile iletişim ve ve etkileşimini arttırın, sosyalleşmesine yardımcı olmaya çalışın. 
- Hatalı davranışlarına hemen kızmak yerine onunla konuşmayı tercih edin. 
- Uygun ödül ve ceza sistemini devreye sokun.
- Pozitif mesaj ağırlıklı olarak yönlendirin, negatif mesajlarınızın aranızdaki ilişkinin kalitesini düşürdüğünü unutmayın. 
- Dikkatini toplayacak eğitim uygulamalarını elinizden geldiğince her gün yapın.
- Aşırı hareketlilik ile beraber dikkat eksikliği tedavisinin önemli olduğunu unutmayın.
- Akla geleni hemen yapma, dürtüsellik ve tehlikeli davranışlara eğilimli olduğunu unutmayarak yaşa uygun güvenlik oluşturmaya çalışın."
 


DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU NEDEN TEDAVİ EDİLMELİDİR?
Hiperaktivite ve dikkat eksikliğinin tedavi edilmesi ya da edilmemesi çocuğun tüm hayatını değiştirebilir. Öyle ki,  tedavi görmeyen çocukların  yaşamı boyunca karşılaştıkları sıkıntılar daha fazladır. Bu sıkıntılar:
§  Özgüven Azalması
§  Kendilerinde Olan Kapasiteyi Ortaya Koyamama
§  Ders Başarısızlığı
§  Okul ve Öğretmen İlişkilerinin Bozulması
§  Anne, Baba ve Aile ile İlişkilerin Bozulması
§  Arkadaş İlişkilerinin Bozulması
§  Sosyal Aktivitelerin Kısıtlanması
§  Davranış Problemleri
§  Madde Kullanımı
§  Birlikte Görülebilecek Diğer Psikiyatrik Durumlar

Hiperaktivite ve Dikkat eksikliği olan çocuklarda aileye düşen en büyük görev ve  çocuğa yapılması gereken en özel ve büyük olumlu davranış biçimi onun kaliteli ve etkin bir tedavi programına girmesine yardımcı olmaktır.
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNUN REFLEKSOLOJİDEKİ YERİ

  Refleksoloji, ayaklarda, bedenin tüm bölgelerine, organlarına ve sistemlerine karşılık gelen refleks noktalarına, el ve parmaklarla uygulanan bir baskı tekniğidir.
 Ayak ve el refleksolojisi ayak tabanındaki belli noktaların manuel uyarılarak vücuttaki sinirlerin ve kan dolaşımının uyarılmasıdır.
  Bu yöntemle bedenin kendi kendini tedavi etme mekanizması harekete geçirilir ve bedende fizyolojik bir rahatlama sağlanır. Refleksoloji terapisi vücudun her bölgesinin ayaklarda bulunan belirli bir noktaya karşılık geldiği ve bunlara uygulayacağınız basınçlarla tüm vücudu gevşetip dengeleyebileceğiniz ve hatta bir dizi rahatsızlığın sağaltımına yardımcı olabileceğiniz teorisinden yola çıkar.
Refleksolojiyi bugünkü şekliyle beyin dahil olmak üzere tüm organlarımızın el ve ayak tabanlarındaki uzantılarına yani son bulan sinir uçlarını manuel tekniklerle uyarma olarak tanımlayabiliriz.Kısaca sinir sistemimizin el ve ayak tabanındaki periferik sonlanmalarını uyarma olarak tanımı geliştirebiliriz.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda Refleksoloji çalışması çocuklarda zihni aktifleştirir hafızayı kuvvetlendirir. Beynin işleyiş hızının düzenlenmesi, ön beyin çalışma sisteminin düzenlenip geliştirilmesi gibi temel bir amaç etrafında toplanır.

Temel bölge sol ayakta baş parmağının belli üniteleri, belli kısımlarıdır. Beynin sempatik bölgesi daha çok hızlı çalıştığına dair hipotezler vardır. Bunun için bu hipoteze dair yapılan çalışmalarda beynin o bölgesinin sol ayaktan yapıldığı yani parasempatik dediğimiz bölgeden yapıldığı takdirde daha yavaş tempoda çalışmasını düzenleyerek  çalışmalarını sağlamaktır DEHB’da.

Pınar  KAYA DÖŞLÜ
Uzman Pedagog/Psikolog


Kaynakça:
§  UZM.DR.OSMAN ABALI(çocuk ve genç psikiyatri uzmanı) DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE CEP KİTAPLARI SERİSİ(PSİKİYATRİ-PSİKOLOJİ) adeda yayıncılık İstanbul, ekim 2007
§  Amerikan Psikiyatri Birliği. Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması ve Sınıflandırılması Elkitabı, Dördüncü Baskı (DSM-IV-TR), Amerikan Psikiyatri Birliği, Washington DC, 2000 den çeviren Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara,2001

§  Refleksolojiye Giriş , Halil Tabur- Esat B. Z. Başaran ,İkinci Baskı , Kitap Dostu Yayınları ,İstanbul 2009

21 Şubat 2017 Salı

BEN KİM MİYİM?SÜPER HAMİLE, SÜPER ANNE , SÜPER ÇALIŞAN, SÜPER YÖNETİCİ

          Merhaba başlığı görünce buda kimmiş dediğinize eminim…..hayır bu hepimizin başına mussalat olmuş sosyal baskıların sadece küçük bir kısmı…Gerçeklere gelince hiçte öyle değil. üniversiteyi bitirdiğim gün  kocaman her şeye gücü yeten olgun birey olduğumu düşünmüştüm. Sırayla gelin öz  güveniyle işe basladım hırs hırs hırs erkekleri yeneceğim, kendimi aileme kendime ispatlayacağım çabası tüm çalışma hayatının yiyip bitiren kadın aşağılamalarıyla uğraşırken; bir baktım “”doktorun birisi hanımefendi  biyolojık saatiniz hızla ilerliyor  çocuk yapmanız gerekiyor “”” duvara carptımmmmmmm dan….üstelik polikistik over hastasıydım…doktorlara göre kısmi   kısırdım  J)

Yas:35  hayatla uğraşırken ne kadarda büyümüşüm…üstelik  anneannem 45 yaşında doğum     yapmıştı. Yani üretken bir genim vardı. Bence  hiçte öyle olmadı…çok ünlü  doktorlara gittim beş dakikalık  muayeneden sonra hiçbir psikolojik durumum düşünülmeden ; ticari bir müşteri gibi algılanarak tüp bebek tedavisine yönlendirildim. Ama söyleniş tarzları fenaaaa yaşım gecikmiş riskliymiş   normal yollarla olmazmış…O dönemlerde niyeyse kendimi eksik görevini tamamlamamış işe yaramazmış gibi hissettim.

Oysaki 35  yaşına  kadar  bu hayata çok değerli katkılarım üretimlerim olmuş ; çok modern hayatta birden bire dünyanın ilk oluşumundaki bir kadın gibi hissetmiştim . Ne acı..

Bir arkadaşımın tavsiyesiyle bir doktora gittim bu daha insancıl , üzerimdeki baskıları anlayabilen ; en azından denemeye değer bulan bir doktordu. Hizmetiniz senin duyguların üzerinden satmaya çalışmıyordu.Gittim İlaçlar testler... Bıktırıcı gebelik testleri ve negatif sonuçlar .Ve sonunda...

Nihayet hamile kalmıştım o havalı doktorlara rağmen. Mutlu mutlu çok mutluydum
Sürekli hastanelerin düşük ihtimalli yatırışları ile geçen 7 ay sonunda kontrolde bebeğin kilosunun çok düşük olduğu görüldü. Doktorun biri bana sizde ufak tefek siniz çocuk çok kilolu olmaz ya demişti. Halbuki ben gebelik zehirlenmesi geçiriyordum. Sancılar 8.ayda dayanılmaz bir hal aldı.Ailemde herkes gayet sağlıklı doğumlar yapmış kimsenin böyle bir tecrübesi yoktu. Peki doktorlarda mı bilmiyordu bu durumu.
…

O an yaşadıklarımdan 10 sayfa yazabilirim . 
Sonunda acil doğum...
bendeki korku yüzünden doğuma girince bebeğimin öleceğini sandım. Doğuma almayın diye hastane koridorlarını çınlatmışım. Ve doğdu Prensesim.

1.270 gr 38 cm prematüre bebeğim vardı artık……

Bundan sonraki küvez  ve eve dönüşleri bir sonraki yazılarımda anlatacağım. Ümidinizi kaybetmeyin. Her şey yolunda Şu anda kilosu boyu normal süper bir kızım var . Takipte kalın. Sevgiyle Kalın….

SEVGİ ÇINAR


17 Şubat 2017 Cuma

Moms Of Turkey Bilinçli Anne Mutlu Çocuk Okulu Projemizi Uçan Kuş TV Alev Şenol'a anlattım



Moms Of Turkey neden kuruldu?

Biz kimiz_?

Ekibimizde kimler yer alıyor?

Eğitim Programlarımız neler?

İşte cevabı!

OkuyanAnne
Pınar Yeşiltay Sevim


Süt Anne Açelya

Merhaba.  Ben Açelya Görgü.  Evli,  iki çocuk annesiyim. Ayrıca iki tane süt çocuğum var. Süt çocuklarımın olması uzun anlatması en keyifli  hikayem. Namımda buradan geliyor zaten. Belki beni  “Süt Anne” olarak daha iyi bile tanıyor olabilirsiniz. Anne olacak yaşa geldiğime göre yaşımı söylememe gerek  yok.

15 Şubat 2017 Çarşamba

MOMS OF TURKEY / TÜRKİYE ANNELER PLATFORMU

Biz bir hayal kurduk...

Hayalimiz daha fazla kadına dokunmak ve hayatlarında farklılık yaratmaktı.

KADIN'ı ele alarak çıktık yola. Sonraları en sağlam karakterli kadını yetiştirenlerin de diğer kadınlar yani anneler olduğuna kanaat getirdik ve dedik ki kadına dokunacak olan bu platformda öncelikle çocukları anlar, anlatırsak biz zaten KADIN'a ulaşırız!

Her çocuk kız olsun erkek olsun bir Kadın'ın rahminde başlıyordu kendi serüvenine. Bir kadının dünyasından besleniyordu her şeyden önce bağlandığı kordon bağı ile. Sonrası DOĞUM! O doğumun sancısını çeken yine bir kadın yani ANNE'ydi.

İşte bu hikaye ilham verdi bize. Dedik ki biz kadınların yüreklerine, belleklerine dokunalım. Daha bilinçli anne olup daha sağlıklı çocuk yetiştirmeleri adına ulaşamadıkları uzmanlara, ilham veren hikayelere, blogerlara, girişimcilere ulaştıralım onları birlikte yol alalım sevgiyle, samimiyetle hep çoğalalım.

Bu bakış açısı ile kurduğumuz @momsofturkey instagram hesabı ve yüreğimizdeki heyecan ile doğdu herşey. Sonrasında bahsettiğimiz diğer kadınlar yol arkadaşımız oldu. Kimisi yazardı kitabı vardı, kimisi yazardı bloğu vardı, kimisi yazacaktı ama "haydi yaz!" diyecek motivasyonu arıyordu. Pek çok kadın, pek çok anne bir araya geldik. Kimilerimiz fiziki doğumu deneyimlemiş fiilen anne olmuştuk, kimimiz henüz deneyimlemesek de yüreklerimizde pek çok çocuğa annelik ediyorduk.

Sağlıklı geleceğin, huzurlu bir ülkenin eğitimli çocuk ve eğitimli annelerden geçtiğine inandık, her birimiz birbirimizden ilham aldık ve ilk adımı İstanbul Beylikdüzü'nde yaptığımız kalabalık lansmanımızla attık. Sırada eğitim programları vardı o da İstanbul'da 18 Şubat'ta değerli yol arkadaşım "Eyvah! Annem Bir Psikolog kitabının yazarı Uzman Psikolog Sinem Demirel Balcı (yakında kendisi de bloğumuza anlam katan paylaşımlarını yapacaktır), en çok ilham aldığım çalışkan arı Girişimci Anne çok yakında yazarlık ünvanını da ekleyerek kadınlara ilham dağıtmaya devam edecek Alev Şenol ve pek çok annenin yakından tanıdığı ünlü instamom nam-ı diğer Mavibebegim İnci Timuremre ile start alacak.

İzmir lansman tarihi yeri ve Karşıyaka Belediyesinde gerçekleşecek olan Bilinçli Anne Mutlu Çocuk - Hayata Bilinç Katan Düşler Akademisi eğitimleri ile attığımız adımı sağlamlaştıracağız.

Bloğunuzda bana da yer var mı diyorsan,
Sen de yazmak ve paylaşmak istiyorsan,
Düzenli olarak yazacaksan
Haydi sen de gel!
Türkiye Anneler Platformu kapıları sana da açık!

İletişim:
instagram : @momsofturkey ve @okuyananne
facebook: Bilinçli Anneler Kulübü
mail: momsofturkey@gmail.com ve pinaryesiltay@gmail.com

Aramıza hoşgeldin şimdiden.

Pınar Yeşiltay SEVİM
16.02.2017

OYUNHANE

Merhabalar,

İlk yazımda öncelikli hedefim kendimi sizlere tanıtmak, neler yapıyorum, gelecekteki hedeflerim neler ve neden Moms of Turkey oluşumunda yer almak istedim.

      İsmim Selin. 1990 yılının Ekim rüzgarlarında İzmir de doğdum. Tüm çocukluğum bu keyifli şehrin sokaklarında oynayarak geçti. Ardından 2008 yılında psikoloji bölümü maceram İzmir Ekonomi Üniversitesinde başladı. Psikoloji bölümü hayalim miydi şu an geçmişe dönüp baktığımda sanmıyorum ama benim kişiliğime uygun olduğunu düşünüyorum. 2013 yılında bölümden mezun olduğumda aklımda tek bir hedef vardı; "Sağlıklı Çocuk" grubu ile çalışmak bir diğer deyiş ile "Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmeti". Aynı yıl bir anaokulu ile çalışmaya başladım. Tüm çalışma süremde şunu gördüm ki, çocuklar çok değişmiş. Kitaplarda okuduğum, kendi çocukluğumu referans alarak iletişim kurmaya çalıştığım ve bölümde öğretilenden farklı bu çocuklar. Daha çok sorgulayan, ne güzel ki daha az boğun eğen, hayattan daha fazla şey isteyen ve bunu kendisi alabilecek çocuklardı benim karşımdakiler. Durum böyle olunca ihtiyaçlarda farklılaşıyor. Öncelikli ihtiyaç, ailelere bu yolda, yeni bir çocuk kavramının yapıldığı günümüzde, rehberlik edecek bir pusula sağlamak. Bu amaçla günümüz aile ve çocuğunu daha yakından tanımak için 2014 yılında Ege Üniversitesi Aile Danışmanlığı Tezsiz Yüksek Lisans Bölümüne girdim. Yüksek lisans eğitimim sırasında Oyun Terapileri Derneğinin düzenlemiş olduğu oyun terapistliği programına katılarak oyun terapisi kuramı ile tanıştım. O zamandan beri çocuklarla kurduğum iletişimdeki en temel aracım oyun ve oyuncak.
 
  Yeni mezun olduğum zamanki hayalimi şu an gerçekleştiriyorum. 2016 yılında Bornova ' da Oyunhane Etkinlik ve Gelişim Merkezini kurdum. Düzenli olarak oyun grupları düzenliyorum. Çocuklar gruplarda keyifle vakit geçirirken, annelerimiz ve büyük annelerimiz ile kahve sohbetleri yapıyoruz. Bu sohbetlerde konumuz günümüz çocukları ile iletişim oluyor.
 
Gelelim neden Moms of Turkey oluşumu içerisindeyim?

Öncelikle bu oluşumda yer almak büyük bir keyif. Bireysel olarak kurduğum hayal ile ulaşabileceğim anne sayısı çok kısıtlı ancak bu platform sayesinde daha geniş kitle ile kendi deneyim ve bilgilerimi paylaşabilecek ve sohbet edebileceğiz. O nedenle benim için hayalimin bir parçası.

Tüm emeği geçen herkese çok teşekkürler

Selin 


5 Şubat 2017 Pazar

“Bilinçli Anne, Mutlu Çocuk Okulu”



“Bilinçli Anne, Mutlu Çocuk Okulu”

 

Hayata Bilinç Katan Düşler Akademisi

 

Her yönüyle iyi yetiştirilmiş bir çocuk, güvenli bir gelecektir.

Geleceğimizin emanetçisi çocuklarımızı yetiştirirken en önemli sorumluluk annelere düşmektedir. Bilinçli anneler tarafından yetiştirilmiş gerek fizyolojik gerekse psikolojik anlamda sağlıklı ve mutlu bireyler geleceğimizin teminatıdır bakış açısı ile kurduğumuz @momsofturkey ekibi olarak hedefimiz kadınları bilgilendirerek gelişimlerini desteklemek, onların motivasyonunu arttırarak geleceğe güvenle bakabilecekleri bir perspektif yaratabilmektir. Ayrıca kadın girişimciliği farkındalığı yaratarak hem ekonomik hem de toplumsal anlamda kadının maddi manevi doyuma ulaşmasına aracılık etmeyi planlamaktayız.

 

Hepimizin bildiği gibi çocuk gelişimine dair bilgi gereksinimi bebek anne rahmine düştüğü anda başlamakta ve ergen bir birey oluncaya kadar devam etmektedir. Bu nedenle biz de “Bilinçli Anne Mutlu Çocuk Okulu” projemizde hamilelik süreci itibari ile gereksinim duyulmaya başlanacak ve ergenliğe dek sürecek olan tüm çocukluk boyunca oluşacak ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir program çerçevesi oluşturduk. Hamilelikte başlayan ve doğuma kadar olan süreç için “doğum öncesi dönem” eğitimleri, anne için en çok kaygı yaratan doğum süreci için “doğum eğitimleri” ve 0-6 yaş dönemleri için “okul öncesi dönem eğitimleri” ve okul çağı eğitimleri olarak kategorize ettiğimiz dönemlere ilişkin alanında uzman ve sertifikalı uzmanların ve deneyimli blogerların konuşmacı olarak katılacağı okulumuzu kurduk.

 

“Bilinçli Anne Mutlu Çocuk Okulu” projemiz 9 Şubat 2017 tarihinde İstanbul Beylikdüzü Belediyesi işbirliği ile Beylikdüzü Yakuplu Tesislerinde vereceğimiz kahvaltılı tanıtım lansmanı ile start alacak ve 6 ayrı eğitim dizisi olarak Beylikdüzü Belediyesi’nde gerçekleşecektir. Titizlikle ve özenle hazırladığımız eğitim takvimimizde psikologlar, pedagoglar, çocuk gelişimi uzmanları, hemşireler, doğum koçları, deneyimli anne blogerlar ve girişimci anneler konuşmacı olarak katılım sağlayacak ve bilgilerini aktaracak olup tüm eğitimlere düzenli katılım sağlayan katılımcılara katılım sertifikası verilecektir.

 

18 Şubat 2017 tarihinde eğitim programı başlayacak olup, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen konuşmacı ve katılımcılar, çeşitli sponsor markalar ve hediyeler ile keyifli bir sürece adım atılmış olacaktır.

 

@MomsofTurkey “Bilinçli Anne Mutlu Çocuk Okulu” projesi eş zamanlı olarak İzmir Karşıyaka Belediyesi işbirliği ile İzmir’de de başlayacak olup, pilot şehirlerden sonra gelecek dönemde Ankara ve Adana başta olmak üzere tüm Türkiye’de eğitimler devam edecektir.

 

Her geçen gün büyüyen, kapsam ve kadrosunu geliştiren proje ekibimiz aşağıdaki gibidir:

a.       Sercan İNAL(hayalekin)

b.       Pınar YEŞİLTAY SEVİM(okuyananne)

c.       Öniz ARLAT İŞBİLEN

d.       Esra ERTUĞRUL(bebeimgeliyor)

e.        İnci TİMUREMRE(mavibebegim)

f.        Canan ÇAM

g.       Sinem DEMİREL BALCI (psikologanneizmir)

h.       Selen BARANOĞLU (basitvemutluyasam)

i.        Pınar KAYA DÖŞLÜ (amazon_anneler)

j.        Alev ŞENOL

k.       Betül BAĞÇECİ

m.      Damla KIRALİ(bahcesehiranneleri)

n.       Pınar MALLI(gebbepınar)

o.       Sinem GERGER AKINAL (bebekveuyku)

p.       Deniz KARADENİZ

q.       Nihan TÜZEN

 

MomsOfTurkey ekibi adına

Pınar Yeşiltay Sevim